Zeytinlik yasa tasarısının önemi ne, neden tartışma haline geldi

 zeytinlik yasa tasarısı

zeytinlik yasa tasarısı

Türkiye'de son günlerin en çok konuşulan konularından zeytinlik yasa tasarısına tepkiler sürüyor

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Üretim Reform Paketi Kanun Taslağı paketi ile zeytincilik yasasında bir takım değişiklikler öngören yasa tasarısı geçtiğimiz hafta TBMM'ye sunuldu. Ancak bu hafta görüşülmesi gereken tasarı sektörden ve siyasilerden tepkiler üzerine önce gelecek haftaya ertelendi, bugün de Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş tasarının komisyona geri çekildiğini duyurdu.

(DW Türkçe tasarıyı ve tasarıya karşı yapılan tartışmaarı geniş çaplı araştırdı.)

Tasarının detayları nedir?

76 maddelik "Üretim Reform Paketi"nin yürürlükteki 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunu'un 20'nci maddesinde öngördüğü değişiklik, paketin en kritik maddesini oluşturuyor.

20'nci maddeye göre, "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturulacak tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi izne tâbi olup, izinlerin alınması durumunda dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez."

Hayata geçirilmek istenen "Üretim Reform Paketi"nde ise yasanın girişi korunmakla birlikte devamında yasaya bir istisna ekleniyor. Tasarıda 20. maddenin "Ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verebilecek, bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilecek. Bu sahalarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile tarımsal işletmelerin yapımı, işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının iznine bağlı olacak" şeklinde değiştirilmesi öngörülüyor.

Zeytinlikler ne için tartışma konusu oldu?

Hükümet tasarıyı, mevcut yasal düzenlemenin çağın gerisinde kalmış olması ile gerekçelendiriyor. Geçen hafta Düzce'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü yasa tasarısını savunarak, "Türkiye’de bir yasa var. Bu yasa 'Zeytin ağaçlarına üç kilometreden itibaren yaklaşma' diyor. Bu yasanın çıktığı tarih 1939. Yasa 1995 yılında revize edilmiş ve halen gündemde" dedi.

1939 yılındaki teknolojilerle şimdiki teknolojilerin aynı olmadığını belirten Bakan, "O yıllarda bugünkü artırma sistemleri, filtre sistemleri yoktu. Bugün neredeyse içme suyuna yakın artırma yapan tesisler var. O günkü teknoloji ile bugünkü teknoloji bir değil. ‘Zeytin ağaçlarına üç kilometre yaklaşmayın’ demek bugünkü teknolojilere bakıldığında pek anlamlı değil" şeklinde konuştu.Ancak tasarıya karşı çıkanlara göre, tasarının yasalaşması milyonlarca zeytin ağacının varlığını tehlikeye atacak.

Tasarıya verilen tepki nasıl oldu?

Yasa tasarısı üreticiler başta olmak üzere siyasetçi, çevreci ve vatandaşlardan oluşan geniş bir kesimin tepkisini çekti.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi İcra Direktörü Mustafa Tan, "Şu an Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın yeni bir önergesi ile bu yasada değişiklik yapılması isteniyor ve daha öncekilerden daha da vahşi bir şekilde değiştirilme istemi var. Buradaki en çarpıcı temel madde zeytinlik saha tanımının getirilmek istenmesi ve bunun bir dekarda 15 ağaç kültür çeşidi veya yabani tür olması ifadesi. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok. Avrupa Birliği'nde 2 buçuk ağaca tekabül ediyor. Bir dekar bir alanınız olursa zeytinlik tanımına giriyor" diye konuştu.

Doğan Haber Ajansı'na konuşan Tan, "Türkiye'de şu an mevcut 100 milyondan fazla ağaç zaten dekar başına 10 ağaç şeklinde. Şayet bu yasa tasarısı yasalaşırsa, hepsi kesilmeye açık hale getirilebilir" dedi.

Greenpeace çevre örgütü ise bu hafta yayınladığı bir mesajda, yasa tasarısının Meclis'ten geçmesi halinde zeytinlik alanlara ya da hemen yanına toz ve duman çıkaran, kimyevi atık bırakan tesislerin önünün açılacağına dikkat çekti.

Açıklamada, "Bu tesislerin neden olduğu hava kirliliği zeytin ağaçlarında ağır metal birikmesine ve bu ağır metallerin besin zincirine katılarak zeytinlerle birlikte insanların da sağlını tehdit etmesine neden olacaktır" denildi.

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekili Gürsel Tekin de bu hafta yapılması planlanan ancak sonradan ertelenen Meclis oturumu öncesi, "Neredeyse biz kendi topraklarımızın düşmanı gibi davranıyoruz. Bunlardan biri de zeytin ve zeytinliklerle ilgili olandır. Derhal elinizi zeytinden ve zeytin ağaçlarından çekin" şeklinde konuştu.

Tasarıyı inceleyen ve Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili Beşir Atalay'ın başkanlığını yürüttüğü TBMM Eğitim Komisyonu'nda da paketin zeytinliklerle ilgili bölümüne tepki geldi. Raporda "Zeytinle ilgili maddeler tasarıdan çıkarılsın" ifadesi yer aldı.

Bu konuda geçmişte nasıl adımlar atıldı?

Mevcut yasa tasarısı 2002 yılından beri altı kez TBMM'nin gündemine geldi ve her defasında reddedildi. Tasarı metinleri geçmiş denemelerde küçük farklılıklar gösterse de, zeytinlik alanların imara açılması yönündeki girişimler geçmişteki tasarıların ortak noktasını oluşturuyor.

Mevcut kanun ile tasarı arasındaki en büyük fark 20. maddede. 1939 yılına ait ve 1995 yılında değişikliğe uğrayan mevcut kanunda zeytinliklerin altyapı ve sosyal tesisler dışında ve alanın yüzde 10'undan fazla olmamak üzere imar izni bulunuyor.

Yeni tasarı her ne kadar zeytinlik sahaların daraltılamayacağını belirtse de, "kamu yararı alınmış yatırımlar" bu uygulamadan muaf tutuluyor. Bu yönde yatırım yapılması yetkisi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda toplansa da, Bakanlık bu yetkisini gerektiğinde valilere devredebiliyor.

Türkiye'de zeytinlikler ve zeytinciliğin durumu nasıl?

World Atlas istatistiklerine göre, Türkiye dünyanın en büyük dördüncü zeytin üreticisi konumunda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2016 itibariyle ülkede toplam 173 milyon zeytin ağacı bulunuyor. Bu sayı 2000 yılında ise 97 milyondu.

Gene aynı yıl 490 bin ton yemeklik ve 1,31 milyon ton da yağlık zeytin üretimi yapılırken, 2016'ya gelindiğinde zeytin ağacı sayısındaki artışa rağmen üretimin neredeyse aynı kaldığı gözüküyor. Yemeklik üretimin 430 bin, yağlık üretimin de 1,3 milyon tona düştüğü gözlemleniyor.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe