Kıyafetime Karışma sloganıyla toplanan kadınlar meclis kuracak

Kıyafetime Karışma

Kıyafetime Karışma

Maçka Demokrasi Parkı'nda dün “Kıyafetime Karışma” sloganıyla sosyal medya aracılığıyla bir araya gelen grup meclis kurma kararı aldı

Yaşının 70’e dayandığını söyleyen kadın, “Ben şimdiye kadar kıyafetinden dolayı bir kadınının bir erkekten tahrik olduğunu görmedim, duymadım hayatımda. Peki, neden bazı erkekler kadınların kıyafetlerinden dolayı tahrik olabiliyor? İstediğimiz gibi giyinme hakkımız için buradayız” diyordu.

Ağaçların altında oturan birkaç yüz kişilik kadın grubuna hitap eden orta yaşlı bir başka kadın, geçen kış, üzerinde paltosu, elinde eldivenleri olduğu halde minibüste bir adam tarafından kıyafeti nedeniyle sözlü tacize uğradığını anlatıyordu. “Nedeni başörtüsüz olmamdı” diye devam ediyordu.

Bir başkası “Durduk yerde müftülerin nikah kıyması nereden çıktı şimdi?” diye soruyordu.

İstanbul’un merkezi semtlerinden Maçka’daki Demokrasi Parkı’nda bir hafta arayla dün ikinci kez bir araya gelen “Kıyafetime Karışma” hareketinin düzenlediği forumdan bazı görüşler bunlardı. Parkta düzenlenen pikniğin ardından yapılan bu forumdan, “İstanbul Kadın Meclisi” oluşturulması kararı çıktı.

“Kıyafetime Karışma”, toplumun hemen her kesiminden farklı kadınları bir araya getiren yeni bir hareket. Sosyal medya üzerinden örgütlenerek, yaklaşık 10 gün önce, 29 Temmuz’da aynı başlıkla Kadıköy’de toplanan yüzlerce kadının yaptığı yürüyüşle ilk adımını attı.

Aynı gün Maçka’daki bu parkta bir özel güvenlik görevlisinin bir kadını kıyafetinden dolayı “Senin burada böyle gezmene izin veremem” sözleriyle taciz etmesine tepki olarak, geçen pazar günü burada toplandı kadın eylemciler. Hafta içinde İzmir’de kadınlar “Kıyafetime Karışma” dediler. Dün de, İstanbul’daki üçüncü buluşmalarıydı.

Ellerinde “Haddini bil” dövizleri, parkın buluştukları köşesinin dört yanına astıkları “Müftülük işine bak, hayatımıza karışma”, “Yeter artık, kadınlar konuşacak” pankartlarıyla bir araya geldiler. “Hak, hukuk, adalet”, Şortumu da giyerim, başörtümü de takarım” sloganları bağırdılar. Bir ağacı, dilek ağacına çevirdiler. Temennilerini yazdıkları kağıtları, bu ağaca astılar, önünde fotoğraflar çektirdiler.

Hareketin sözcülerinden Özden Öz, sokaktan doğan bu hareketin aldığı karar gereği oluşturulacak İstanbul Kadın Meclisi’nin koordinasyonu için onlarca kadının adını yazdırdığını söyledi DW Türkçe’ye.

“Bu hareket, doğrudan demokratik katılım yoluyla oluşmuş bir hareket. Ülkenin kadın gündemine, kadınlara yönelik tacizden şiddete, kadın cinayetlerine, müftülere tanınmak istenen resmi nikah kıyma yetkisine kadar pek çok sorunla mücadele etmeye çalışacak” dedi Öz.

Kadına yönelik şiddet ve taciz, Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri. Gazetelerde bu konularda haberlerin yayınlanmadığı hemen tek bir gün yok. Geçen Ramazan ayı, bu haberlerin daha çok yayınlandığı bir süreç olmuştu.

“Kıyafetime Karışma” hareketinin çağrıcılarından Dilber Sünnetçioğlu, DW Türkçe’ye, kıyafeti nedeniyle kadına yönelik taciz ve şiddetin son dönemde sistematik bir hal aldığını söyledi. Sünnetçioğlu, “Artık kadınlar isyan etti, bir patlama noktasına geldi. Bakın burada her siyasetten kadın var. Bu artık bardağın taşma noktası oldu. Herkes isyanda demek ki, bir sürü kadın geldi” dedi.

Sünnetçioğlu’na göre, bunun nedeni, cezasızlık. “Cezasız kaldığı zaman cesaret alıyorlar. Örneğin Ayşegül Terzi’ye tekme atan adam salıverilmeseydi, iyi bir ceza alsaydı, bir sonraki, şort giydi diye bir kadının tokatlanması olayını yaşamayacaktık. Bunlara gerekli cezalar verilsin ki, diğerlerine zemin hazırlanmasın” diye ekledi.

"Kadın hakları tırpanlanıyor"

“Kıyafetime Karışma” hareketine destek verenlerden biri de, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Genel Temsilcisi Gülsüm Kav’dı. Kav, sorularımızı yanıtlarken, kadın cinayetlerinde son yıllarda yükselen ivmeye dikkat çekti. Platforma göre 2016 yılında Türkiye’de, 328 kadın cinayete kurban gitti. Bu yılın ilk altı ayının sonunda ise, bu cinayetler 300’ü geçti.

Gülsüm Kav, cinayetlerin bir tek 2011 yılında düşüş gösterdiğini belirterek, “O yıl, Uluslararası İstanbul Sözleşmesi imzalandı, Kadının Şiddetten Korunması Kanunu yenilendi. Devletin “Ben kadının yanındayım, şiddete karşıyım” iklimi yaratması hemen etkisini gösterdi. Fakat sonraki yıllarda yasa uygulanmayınca, kadın hakları tırpalanmaya başlayınca eğri hızla yeniden yükseldi” dedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Kav’a göre, geçen ayın sonunda Meclis’e gönderilen müftülere resmi nikah kıyma yetkisi verilmesini öngören yasa tasarısı da, kadın haklarını tırpanlamayı öngören bir düzenleme. Kadın hakları savunucularına göre bu tasarı, anayasa ve laikliğe aykırı. Çocukların zorla evlendirilmesi, tecavüz evliliği ve erkek çok eşliliğinin önünü açıyor.

Gülsüm Kav, geçen sonbaharda Meclis’e sunulan ve kadın örgütlerinin direnişiyle geri çekilen yasa tasarısını hatırlattı. “Bu tasarı, evlilik ve rıza yaşının 12’ye düşürülmesini, çocukların tecavüzcüleriyle evlendirilmelerini öngörüyordu. Kadınlar, Olağanüstü Hal şartları altında tarihi bir başarı elde etti ve iktidara geri adım attırdı. Bunu şimdi başka bir adla tekrar denemeye çalışıyorlar. Ancak, yalnızca muhalefetteki kadınların gücü bile bu yasayı durdurmaya yeter ” dedi.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe