Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde, Başkonsolosluk iş birliğiyle düzenlenen Türk sanat etkinliğinde dikkat çeken eserlerden biri de Londra’da yaşayan ressam Meral Şahin’in “Freedom” adlı çalışmasıydı.
Şahin’in üretim pratiği, çağdaş sanatın disiplinler arası doğasını hatırlatıyor. Günlük hayatında teknoloji mimarı, yazılım ve çözüm mimarı olarak çalışan sanatçı; sanat pratiğini ise teknik dünyanın dışında bir nefes alanı olarak tanımlıyor. Ancak bu “dışarılık”, aslında mimari düşüncenin görsel bir uzantısına dönüşüyor.
Kod ve kompozisyon arasında kurduğu bağ, eserlerinde sezgisel bir yapı kurgusu yaratıyor.
Meral Şahin: Teknolojiden Özgürlüğe Açılan Bir Alan
Avrupa Gazetesi Editörü Vatan Öz’ün sorularını yanıtlayan Meral Şahin, sanatın kendisi için bir denge alanı olduğunu belirtti:
“Çok uzun zamandır resimle uğraşıyorum. Esasen teknoloji yönetimindeyim; teknoloji, yazılım ve çözüm mimarıyım. Resim bana teknolojiden uzakta bir alan veriyor. Ama yine mimari ve yaratıcı tarafımı canlandırabileceğim bir alan sunuyor.”
Şahin’in “Freedom” adlı tablosu ise kişisel bir özlemden besleniyor. İstanbul’dan ve denizden uzak olmanın yarattığı duygu, eserde simgesel bir dile dönüşmüş.
“Türk olduğum için, İstanbul’da büyüdüğüm için deniz özlemi yaşıyorum. ‘Freedom’ tablosu da duygularımı özgürleştirdiğim bir alan oldu benim için. Farkında olmadan aslında bulutların denize imrenişi gibi bir kompozisyon ortaya çıktı.”
Özgürlüğün Simgesel Haritası
Eser, ilk bakışta deniz ve gökyüzü arasında kurulan bir hareket kompozisyonu gibi görünse de, detaylara yaklaştıkça sembolik katmanlar belirginleşiyor.
Sanatçının anlatımına göre tabloda:
- Melek kanatları
- Zıplayan yunuslar
- Balıklar
- Öpüşen kuşlar
gibi imgeler yer alıyor. İlginç olan ise bu unsurların bir kısmının sanatçının bilinçli planlamasıyla değil, üretim süreci içinde sezgisel olarak ortaya çıkmış olması.
Bu durum, özgürlüğün kontrolsüz ama doğal akışını temsil ediyor. Şahin’in mimari disiplinle şekillenen zihni, tuval üzerinde sezgisel bir serbestliğe bırakılmış gibi.
“Freedom”, yalnızca bir manzara değil; göç, özlem, aidiyet ve hafifleme temalarının birleştiği bir iç dünya haritası.
Kolektif Bir Gurur
Meral Şahin, Yunus Emre Enstitüsü’nde düzenlenen etkinliğin diaspora sanatçıları için taşıdığı öneme de değindi:
“Yunus Emre Enstitüsü’nde Londra Başkonsolosluğu’yla birlikte böyle bir etkinlik düzenlenmesi bizim için çok onur vericiydi. Çok değerliydi.”
Bu sözler, bireysel üretimin ötesinde bir topluluk bilincini de işaret ediyor. Londra’daki Türk sanatçıları için bu tür platformlar yalnızca sergileme alanı değil; kültürel hafızanın canlı tutulduğu buluşma noktaları.

