Avrupa Ajansı (AVA) - Güney Londra’nın dünyaca ünlü kültür merkezlerinden Southbank’te, Queen Elizabeth Hall sahnesine çıkan Fazıl Say, bayram akşamında müziğin evrensel dilini bir kez daha konuşturdu. Thames kıyısında yükselen bu prestijli salonda, notalar adeta mekânın duvarlarına kazındı.

Bayram akşamı sahneye çıkan Say, yalnızca tuşlara değil, zamana da hükmetti. Müziğin içinden geçen bir hikâye gibi akan konser, dinleyiciyi Bach’ın derinliğinden alıp kendi bestelerinin çağdaş ruhuna taşıdı.

I M G 4729

Gecenin en dokunaklı anlarından biri, Nazım Hikmet’e ithaf ettiği “Nazım Ballade” ile yaşandı. Salon, eserin son notasında bir an nefesini tuttu… ardından yükselen alkışlar, yalnızca bir performansa değil, bir hafızaya, bir duyguya verildi. Dinleyiciler ayağa kalktı; Londra’da bir bayram gecesi, şiir ve müzik aynı sahnede buluştu.

I M G 4709

Ve ardından, Anadolu’nun yüreğinden kopup gelen bir ses yükseldi: Aşık Veysel’in ölümsüz eseri Kara Toprak. Fazıl Say’ın yorumuyla piyano, toprağın dili oldu. Her nota, insanın köklerine, özüne dokundu. Eserin bitimiyle birlikte salon yeniden ayağa kalktı; alkışlar bu kez hem Veysel’e hem Say’ın o derin yorumuna eşlik etti.

İngiltere'de Lütfü Kaplanoğlu’nun Belleğin İzleri Sergisi
İngiltere'de Lütfü Kaplanoğlu’nun Belleğin İzleri Sergisi
İçeriği Görüntüle

I M G 4717

Konser boyunca dikkat çeken bir diğer unsur ise, salonda Türk ve İngiliz klasik müzik çevrelerinin güçlü temsiliydi. İki kültürün sanatseverleri, aynı melodide buluşurken, müziğin sınır tanımayan bir köprü olduğu bir kez daha gözler önüne serildi.

I M G 4728

Say’ın programı, Bach’ın Goldberg Varyasyonlarından seçkilerle başlayarak, Yeni Hayat sonatının arayışı, Sesin içsel yankıları ve finaldeki Paganini Jazz Variations ile zirveye ulaştı.

Fazıl Say, yalnızca bir piyanist değil; her notada düşünceyi, her eserde bir hikâyeyi sahneye taşıyan bir anlatıcı olarak Londra’da bir kez daha iz bıraktı. Bayramın ruhu, bu kez müzikle yazıldı.

I M G 4726

I M G 4701

I M G 4730

I M G 4740