Öne Çıkanlar Kazakistan Türk Dili Konuşan Gazeteciler Vakfı ingiltere TANIMA VE TENFİZ TUI Spinal Müsküler Atrofi Tip 1 Boris Johnson Advantage Avukatlık Ali İhsan Sırrı Övgün Ahmet Ercan Başbakan Theresa May

Bu haber kez okundu.

Londra Meydan Sahnesi sunar, Kadınlar da Savaşı Yitirdi

AVRUPA AJANSI (AVA) LONDRA-SAVAŞLARIN KAZANANI VARDIR! Day-Mer 33. Kültür ve Sanat Festivali kapsamında, ‘Londra Meydan Sahnesi’  ‘Kadınlar da Savaşı Yitirdi” oyunuyla yeniden karşınızda. Takip edenlerin de bildiği gibi, bu oyunu “okuma tiyatrosu” olarak “27 Mart Dünya Tiyatro Günü”nde de sunulmuştu. O zaman Ukrayna’daki savaş henüz birinci ayındaydı ve sanat emekçisi bir ekip olarak, doğal ki savaş karşıtı sözümüzü netleştirmemiz, hayatı, evi, memleketi elinden alınan, ezilen insanlarla dayanışma sorumluluğumuz ağır basıyordu; yangına su taşıyan karınca misali de olsa. Şimdi dördüncü ayını geçen bu somut savaşın, 21. yüzyılın 2022 yılında, “hem de Avrupa’nın ortasında!” yaşanması, bir turnusol kağıdı gibi emperyalistlerin vahşi paylaşım talanını yine yine yine açık etti işte.

“Savaşların kazananı yoktur!” denilse de, silah tüccarları, sömürgeci kan emicilerin her daim tek kazanan olduğunu bir kez daha acımasızca anlıyoruz. 

KONUSU: 2. Dünya savaşı sonrası 1945-55 yılları arasında Avusturya işgâl altındadır, müttefikler askerlerinin cinsel ihtiyaçlarını karşılamak, kadınları aşağılayarak onurlarını ve direnişlerini kırmak, umutlarını yok etmek için Viyanalı kadınları kupon karşılığı kendi askerlerini “eğlendirmeye” mecbur ederler; bir askeri tatmin etmenin karşılığı yarım kilo patates vb. olacaktır!… Oyunda, bir apartmandaki beş kadının dramına tanıklık ederiz. Oğlunu Rus cephesinde kaybetmiş olan bir ana, iki kızını bu durumdan kurtarmak için dul gelinini öne sürer. Gelin Enrica da açlıktan değil, öncelikle masumiyeti temsil eden küçük kız Lilly’i korumak için kabul etmek zorunda kalır. Savaş yalnız cephede değil, asıl cephe gerisinde kaybedilmekte, en büyük acıyı kadınlar çekmektedir. Ve kadın, tüm zorluklara rağmen büyük fedakârlıkla, her şeye rağmen yaşamayı tercih ederek büyük bir hayatta kalma, mücadele etme iradesini gösterir. Fakat sonuçta görürüz ki karnımız doysa da böyle onursuz bir savaşın ruhumuzu çürütmesi, insanlığımızı öldürmesi kaçınılmazdır. İnsan kalmaya direnen Andrey’in, “Bir insan, insanlığından utanmaya başlarsa, başka kurtuluş yolu yoktur!” demesi boşuna değil elbet… 

Drama eğitmeni, Yönetmen Celal Perk Avrupa Ajansı'na şunları söyledi:

PERK: "Oyunun bütününde ahlak, namus, utanç, masumiyet, özveri kavramları, sınıfsal konumları ve ezen-ezilen ekseninde ustaca tartışılır. İtalyan yazar Malaparte, 1954 yılında savaşların yarattığı yıkımı ve çürümeyi anlattığı bu oyunla, bizleri bir umutsuzluk girdabına çekmeyi değil, bir farkındalık yaratmak için, çıkışa dair yazmış. Çünkü her umutsuzluk dillendirildiği ölçüde umuda işaret eder. “Cehennem acı çektiğimiz yer değil, acımızı kimsenin görmediği-duymadığı yerdir!” diyen Hallac-ı Mansur’u hatırlatırcasına. Çünkü mesele, başkasının acısında, mağduriyetinde ve ölümünde kendimizi görebilmemizdir..."İlk okuduğum 86 yılından beri, yazarın bu oyunun neden “kaybetti” değil de “yitirdi” başlığını uygun gördüğünü de merak etmişimdir; çevirmenin de sadece bir Türkçe-Arapça farktan dolayı tercih ettiğini sanmıyorum. Bir dostum, “kaybetmek somut bir şey, yeri bir şekilde doldurulabilir, fakat yitirmek daha çok duyguyla ilgili, sanki hiçbir şekilde telafi edilemez” demişti sohbetimizde. Neşet ustamızın“Kadınlar insandır, biz insanevladı.” derken de önceliklerimize dair bir uyarıda bulunduğunu anımsıyorum. Çünkü kadınlarımızı yitirdiğimizde varoluşumuzun her yanıyla ciddi bir boşluğa düşeriz." 

PERK: "Savaşın-şiddetin farklı yüzleri olabilir, bombalar patlamasa, silahlar sussa bile “gündelik faşizmle” farkında olarak veya olmayarak bu çürümeyi çoğaltabiliriz. Duyarsızlığımızla, sessizliğimizle, öteleyip yüzleşmediğimiz sorumluluklarımız, bazen kaynağını sorgulamadığımız şikayetlerle. Hatta bazen bir sanat yaratım süreci de “savaş” olabilir; o sanat üretimini “halkımız rahatsız olur” gibi dar bir algıya indirgeyip yasaklayarak, erkek merkezli cinselliği sorgulamayarak da faşizmi besleyebiliriz kişisel olarak. Konuşmadığımız, tartışıp hesaplaşmadığımız şeyler, mesela bir genç kızın bindiği bir minibüste başka bir gencin tecavüzüne uğrayıp öldürülmesiyle dönebilir bize; “eh canım, o da o saatte tek başına çıkmasaydı evinden!” yahut kıza ağıt yakıp, erkeğe “canavar” diyerek rahatlayan kolaycı-düz mantıklı cehaletimizle yaşayabilir miyiz, hala?! Üstelik içinde bulunduğumuz sosyokültürel ve siyasal ortamın "masum bir bebekten bir katil yarattığını" bilmezden gelerek, doğamızdaki iyiliği, empati gücümüzü bile-isteye yok etmemizi hangi “gerçekçi” yaklaşımla açıklayabilir, hangi “ihtiyacımızla” geçiştirebiliriz!?Oyunumuzun fotoğrafları için Sayın Vehbi Koca’ya, afiş tasarımı için sevgili Ekin Taylor’a, realize eden Semra Bulut’a, yeni sahnemizin elektrik sistemini hiçbir maddi beklenti olmaksızın yaratan Hüseyin Bektaş, dekorumuza ciddi katkı sunan Ümit Avcu, Hayrullah Cinpolat, Durdu Durmuş, Rıza Keskin, Behice Keleş, Saliha Eken ve Selma Erol’a ekip olarak tekrar teşekkür ediyoruz. Ve elbette, oyuncu annelerini bizlerle paylaşan Taylan, Reis ve Ali Serdar da sağ olsunlar… Aralıklı olarak 20 yıllık bir üretim içinde olduğum, farklı üslup ve ekollerde oyunlar sergilediğimiz, “Londra Meydan Sahnesi”ne güç verip yaşatan sevgili öğrencilerime ve onlar gibi emek veren tüm dostlara da içtenlikle teşekkür ediyorum.  Oyun hazırlık süreci de ciddi bir mücadele olabiliyor bazen, tabi bir tür bağımsızlık, özsavunma “savaşıdır” bu, “yitirdik mi, kazandık mı?” diye görebilmek için sizlere de ihtiyacımız var şimdi; hoş geldiniz…" 


------------------------
DAYMER LONDRA MEYDAN SAHNESİ SUNAR 

KADINLAR DA SAVAŞI YİTİRDİ

CURZIO MALAPARTE


Oyun, iki perde*

Türkçesi: Rekin TEKSOY
Yöneten: Celal PERK

Yapım Asistanları: Nazlı KOÇ – Ezgi TEMEL
Işık- Efekt: Dursun KURAN – Ömer KÜDEN
Dekor, Kostüm: Ekip Çalışması

KİŞİLER: (Sahneye çıkış sırasıyla)

EMMA GRABER: Mürüvvet GÜNEŞ – Sevinç ÇELİK
CLARA GRABER: Bilgen TELLİ – Nazlı KOÇ 
CARLOTTA: Mahire GENÇ – Elif KARABULUT
KOMİSER: Onur KÜPÇÜ – Tayfun KELEŞ
ASKER: İsmail DEĞER – Ömer KÜDEN 
LILLY GRABER: Pınar TİLKİDAĞ – İlsu ÇİÇEK
ENRICA GRABER: Tuba KARAER – Belgizar TOPRAK
ANDREY – HANS (Hayalet) : Yaşar DEMİR – Paşa Mehmet GÜZEL
ÇOCUKLAR: Reis K. JOHNSON – Taylan D. POLAT – Ali S. TOPRAK


----------
YER: LONDRA TOPLUM MERKEZİ (NLCH - Açıkhava Sahnesi) 
    22 Moorefield Road, London, N17 6PY


TARİH ve SAAT: 
24 Haziran 2022 Cuma, 19.30
25 Haziran 2022 Cumartesi, 19.30  
26 Haziran 2022 Pazar: 18.30
27 Haziran 2022 Pazartesi, 19.30
28 Haziran 2022 Salı, 19.30
29 Haziran 2022 Çarşamba, 19.30


BİLET :£10 - İLETİŞİM İÇİN: info@daymer.org 
020 7275 8440 - 074 9433 4095 (WhatsApp)
*Oyun, İçerdİğİ şİddet vb. dolayı sadece 12+P uygundur. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.