Freedom and Fairness for Northern Cyprus (FFNC) kampanyası, Fransa ile Rum Yönetimi arasında imzalanan ve Fransız askeri personelinin Güney Kıbrıs'ta konuşlandırılması ve faaliyet göstermesi için hukuki bir çerçeve oluşturan Kuvvetler Statüsü Anlaşması'nı (SOFA) güçlü bir şekilde kınamaktadır.
Bu anlaşma, Güney Kıbrıs'ın giderek artan militarizasyonunda yeni bir aşamayı temsil etmektedir ve Rum Yönetimi'nin Fransa, Yunanistan ve İsrail de dahil olmak üzere yabancı güçlerle geliştirdiği askeri ve stratejik iş birliği ağının bir devamıdır. Güven artırıcı önlemler ve bölgesel istikrarın öncelik olması gereken bir dönemde, adadaki yabancı askeri varlığın daha da derinleştirilmesi son derece yanlış bir mesaj vermektedir.
Rum liderliği bu düzenlemeyi insani amaçlara hizmet eden bir anlaşma olarak sunmaya çalışmıştır. Ancak bu tanımlama, anlaşmanın içeriğiyle bağdaşmamaktadır. Yabancı askeri personelin konuşlandırılmasını, savunma iş birliğinin genişletilmesini, askeri tesislere erişimi ve artırılmış askeri koordinasyonu öngören bir düzenleme, makul herhangi bir değerlendirmeye göre bir savunma anlaşmasıdır. Kamuoyu, üzerinde mutabakata varılan düzenlemenin gerçek niteliği konusunda açık ve dürüst bir bilgilendirmeyi hak etmektedir.
Özellikle endişe verici olan husus, bu anlaşmanın Kıbrıs Türk halkı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti veya adanın diğer garantör devletleri olan Türkiye ve Birleşik Krallık ile herhangi bir istişare yapılmadan imzalanmış olmasıdır. Böylesi bir düzenlemenin Kıbrıs'ın güvenliği ve stratejik dengesi üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, temel tarafların dışlanması hem sürece hem de anlaşmanın arkasındaki niyete ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Kıbrıs, yalnızca Rum Yönetimi tarafından temsil edilen üniter bir devlet değildir. Ada, siyasi geleceği henüz çözüme kavuşmamış iki halkın ve iki ayrı yönetimin yaşadığı bir yapıya sahiptir. Tüm Kıbrıslıları temsil ettiği iddiasıyla, adanın güvenliğini, stratejik yönelimini ve geleceğini etkileyen kararların tek taraflı şekilde alınmaya devam edilmesi, iki taraf arasında güven inşa edilmesinin önündeki temel engellerden biri olmaya devam etmektedir.
Kıbrıs, elli yılı aşkın süredir göreceli bir barış ve istikrar dönemi yaşamaktadır. Ancak Rum Yönetimi, iki taraf arasında iş birliğini, karşılıklı güveni ve anlamlı diyaloğu teşvik edecek politikalar izlemek yerine, Kıbrıs Türklerinin uluslararası alanda tecrit edilmesini Güney Kıbrıs'ın dış ortaklıklar ve yabancı askeri varlıklar aracılığıyla daha da militarize edilmesiyle birleştiren bir yol tercih etmektedir.
Bu yaklaşım hem gereksizdir hem de ciddi kaygılar yaratmaktadır. Kıbrıs Türk tarafının katılımı veya onayı olmaksızın adadaki stratejik dengeyi değiştirmeye yönelik girişimler, gerilimi artırma, güveni zedeleme ve hâlihazırda çözümsüz olan bir ihtilafı daha da karmaşık hale getirme riski taşımaktadır.
Kıbrıs'ın gelecekteki güvenliği, Kıbrıs Türk halkının iradesi yok sayılarak belirlenemez. Adanın geleceğine ilişkin sürdürülebilir herhangi bir yaklaşım, güvenlik, egemenlik ve istikrarı etkileyen kararların her iki halkı da ilgilendirdiğini ve bunların tek taraflı olarak dayatılamayacağını kabul etmek zorundadır.
Bu nedenle Freedom and Fairness for Northern Cyprus kampanyası, hem Fransa'yı hem de Rum Yönetimi'ni bu politikayı yeniden gözden geçirmeye ve daha fazla militarizasyon yerine istikrara, diyaloğa ve bölgesel iş birliğine katkı sağlayacak adımlar atmaya çağırmaktadır.




