Öne Çıkanlar Erdal Aslan CHP Balıkesir Milletvekili Ensar AYTEKİN Vasilis Simos ankara proje 9 yaşındaki Ecrin Stuttgart Emiliano Sala Campi Flegrei Yanardağı istanbul yol CHP İngiltere Kazim Gul

Bu haber kez okundu.

AşUReLi yAnIK HELVa ! İki perdelik acıklı güldürü, Daymer Meydan sahnesi sunar

Avrupa Ajansı (AVA) Poyraz Veysal Çadır/Londra-BÖYLE OYUN OLUR MU!?İçinden geçtiğimiz her şeyin belirsiz olduğu şu belalı günlerde tiyatro yapmanın amacı nedir? Hadi yaptık diyelim, neden böyle bir oyun seçtik ve dahası neden insanlara ulaştırmak istiyoruz!?... Psikiyatrist olan bir dostumla sohbetimiz geliyor aklıma, sanki biraz küçümseyerek “nedir psikoterapinin amacı?” diye sormuştum. Arkadaşım “dinlemek!” diye yanıtlamıştı kısaca. Dinlemek; “ne işe yarayacak dinlemek!? diye ukalalığa devam edecektim, sustum. Anımsadım ki tiyatronun da temel amaçlarından biri buydu: dillendirmek-dinlemek, “ihbar” etmek, göstermek, bakılmayana, bastırılana, ötekileştirilene dikkat çekerek paylaşmak. Çünkü konuşup yükü paylaşmak, tedavimizin önemli ilk adımı, değil mi?

DAY-MER LONDRA MEYDAN SAHNESİ SUNAR
AşUReLi yAnIK HELVa!
iki perdelik acıklı güldürü

YAZAN – YÖNETEN:  
CELAL PERK 

YÖNETMEN ve YAPIM ASİSTANI: İLKSAN ARSLAN
MÜZİK DİREKTÖRÜ: FIRAT KAYA – ONUR ÇABUK
GÖRSEL DİREKTÖR: ATAKAN KARAGÖZ
DEKOR REALİZASYONU: ÜMİT AVCU
IŞIK – EFEKT – KOSTÜM: EKİP ÇALIŞMASI
DRON KAMERA: ÖZGÜR KORKMAZ

OYUNCULAR: (Sahneye giriş sırasıyla)
ESMA: BİLGEN TELLİ
GÜLER: BELGİZAR TOPRAK
ALTUN – MÜŞTERİ: MÜRÜVVET GÜNEŞ
NADİR: ONUR KÜPÇÜ
BAHAR: ZEYNEP DALKIRAN
TAYLAN: ONUR ÇABUK
ÖZGÜR: TOLGAY GÜN
REŞO: RIZA KESKİN
DİNA: PINAR TİLKİDAĞ
EROL: DURSUN KURAN
RUJA: ELİF KARABULUT
SVETLA: EZGİ TEMEL

OYUN TARİHLERİ: 27 HAZİRAN 2012 PAZAR 6 PM,
28 HAZİRAN PAZARTESİ ve 29 HAZİRAN 2021 SALI 7.30 PM 
SAHNE: MILLFIELD THEATRE: Silver Street, Edmonton, London, N18 1PJ                                                                     
BİLET ve İLETİŞİM İÇİN: [email protected] - 074 9433 4095 - 020 7275 8440 - 020 8808 9342


Son yıllarda hepimiz aynı anda konuşuyoruz, fakat bağıra-çağıra susuyoruz aslında. Başta kendimizi, başkalarını da sahiden dinlemeyi, anlayarak kabul etmeyi veya etmemeyi unuttuk artık. Travmalarımızı da, sevinçlerimizi de bir histeri krizi halinde yaşıyoruz; öyle ki, “güleriz ağlanacak, ağlarız gülünecek halimize!” Oyuna da “acıklı komedi” dememin nedeni bu. Yoksa gene “güldür güldür” yahut, “acılardan bir destan!” afyonunu kullanmak gibi bir amacımız yok.  
Bu oyunun çıkış noktası 2010 yılında yoğunlaşan genç intiharlar olmuştu; toplumun her kesiminden ailelerin çocukları, bir ay içinde peş peşe, neredeyse dörde, beşe varan yoğunlukta intihar edince şaşkın ve çaresiz bir kütleye dönüşüyorduk hep beraber. Nedenlerini anlamak, çıkış yolları bulmak için gecikmiş bir çabayla yan yana durmaya çabaladığımız toplantıların birinde, kişisel olarak da tanıdığım polis, “aslında, mesela bir delikanlının neden intihar ettiğini biliyoruz, ama ailesi o gerçeğe dayanamaz diye saklıyoruz!” anlamında cümleler fısıldamıştı! Uzunca bir süre, ölümlerle bile yüzleşemediğimiz bu “gerçek” döndü durdu kafamda, sonra buna iki yaşlı dünürün resmi ve “saçma” diyalogları eklendi. Sonra da diğer karakterler ve onların bir pazıl gibi iç içe geçen “kaçtıkları gerçekleri”. Anlayacağınız o yıldan bugüne dinlediğim, demlediğim ve şimdi de sizlerle paylaşacağımız bu “oyun” çıktı ortaya. 
Hayır, oyun ağır dram içermiyor, emin olun “eğleneceksiniz”. Bunu yazmamın nedeni şu: oyunumu okuyan dostlarım, hatta can veren oyuncularım dahi sürekli uyardı beni, “aslında çok güldüm, sevdim; ama çok uzun, seyirciler artık en fazla 1 saatlik oyunlara tahammül edebiliyor, hele ki virüs zamanında sadece gülüp eğlenmek istiyorlar!” (Hoş aslında, bu cümle 40 küsur yıllık profesyonel tiyatro hayatımda en çok duyduğum çaresi bulunamayan virüs olmuştur.)  Evet, 2 saat elbette zorlayacak insanları, velakin ben bir “oyun” daha oynansın istemiyorum ki, öğrencilerime daha çok rol (şov) yapmamayı öğretmeye çabalamamın nedeni de bu zaten. Sonunda dinleyip ikna oldular ki, şimdi sizleri de dinleyerek konuşmaya davet edebiliyoruz. Böylece moral kazanıp çareler arayacak yolları düşünebiliriz, umarım. Yoksa, “kurtuluş” için psikoterapinin de, tiyatronun da basit bir yolu yok elbette…  
Bu “helvanın” pişmesine özveriyle emek veren öğrencilerime tekrar teşekkür ediyorum. Sevmenin yanı sıra her birine saygı duyuyorum ki en çok eksikliğini duyduğumuz da saygı, değil mi? Bu saygıda buluşamadıklarımızla üretemezdik zaten, buluştuğumuz herkes de sağ olsun. 
Evet, bir oyun daha olmayabilirdi, amatörlüğe sığınıp “ben yaptım oldu!” diyerek afyon vasatlığına da düşebilirdik. Bir yazar arkadaşın dediği gibi, "yazmasaydım ölmezdim ama doğmazdım da!"
Celal Perk
Drama eğitmeni - Yönetmen
PARAMPARÇA

Nehirler akmaz ki ketler vurdukça,
Serçeler uçmaz ki ökseler kurdukça.
Umutlar çoğalmaz lafta kaldıkça,
İnsanlar yaşamaz yaşadım sandıkça.

Paramparça dağılmış̧, duygusuz, tepkisiz.
Ne vakit yitirdik, kaldık böyle gölgesiz?
Kuşatmış̧ bir acı dümensiz, yelkensiz.
Ağlamak yetmez ki, çare değilsem çaresiz,
Çare değilsen çaresiz, çare değilsek çaresiz, çare değilsek çaresiz.

Tut hadi elimi, vakit geç̧ olmadan,
De hadi, düşmanlık biter mi, ne zaman?
Ne serden geçtik biz, ne gül yüzlü yardan,
Eskiden nasıldık, ne ummuştuk yarından?

Paramparça dağılmış̧, duygusuz, tepkisiz.
Ne vakit yitirdik, kaldık böyle gölgesiz?
Kuşatmış̧ bir acı dümensiz, yelkensiz.
Ağlamak yetmez ki, çare değilsem çaresiz,
Çare değilsen çaresiz, çare değilsek çaresiz, çare değilsek çaresiz.

Oyun şarkısı- Söz-Beste: Celal Perk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.